Anasayfa   Forum   Resim   Video   Defter   İletişim  
Ana menü
Anasayfa
Haber
Forum
Resim
Video
Ziyaretçi Defteri
İletişim
Kategoriler
Haber
Ertan Doğan
Tayfun Erkızan
Behzat Kocavardar
Memnune Doğan Makaleler
Ergül Dağcı Makaleler
Dikili Engelliler Dayanışma Derneği
Dikkatimi Çekenler
Fıkralar
Duyuru
Linkler
Sayaç
Bugün  Toplam 
 Tekil 20  18475 
 Çoğul 28  27551 
 Online
 IP 38.107.191.96 
Ertan Doğan
Ertan Doğan Makaleler
Tayfun Erkızan
  Makaleler       Şiirler    
Tuzak  
        




Hoşnut kalan alıcı yine gelir.

Yazan: John Collie

Çeviren: Tayfun Erkızan




      Alan Austen, bir kedi yavrusu gibi ürkek, Pell Sokağı civarındaki bir binanın karanlık ve gıcırtılı merdivenlerini çıktı. Loş sahanlıkta uzun bir süre durup etrafına bakındı. Kapılardan birinin üstüne belli belirsiz yazılmış, aradığı ismi buldu.

      Kendisine söylendiği gibi kapıyı iterek açtı ve kendisini küçücük bir odanın içinde buldu. İçeride basit bir mutfak masası, bir sallanan koltuk ve sıradan bir salyeden başka eşya yoktu. Bir de devetüyü rengi kirli duvarlardan birindeki bir iki rafta topu topu bir düzine kadar şişe ve kavanoz duruyordu.

       Yaşlı bir adam sallanan koltukta oturmuş, gazete okuyordu. Alan hiçbir şey söylemeden, kendisine verilmiş olan kartı adama uzattı. “Oturun, Bay Austen,” dedi yaşlı adam kibarca. “Tanıştığımıza sevindim.”

“      Doğrumu?” diye başladı Alan, “Yani – şey!- sizde, bu çeşit çok olağanüstü etkileri olan ilaçlar bulunduğu?” Yaşlı adam,

       “Sayın bayım, “ dedi ,”Ticaretini yaptığım alan pek geniş değil. Yani müshil ilaçları veya diş ilaçları gibi şeylerle ilgilenmem. Fakat değişik durumlara göre değişik şeylerim var. Sanırım, sattığım şeylerin hiç birisi de olağan olarak tanımlanamaz.”

       “Şeyy, ben aslında...” diye başladı Alan. Fakat yaşlı adam raftan bir şişe alarak,

       “İşte! Örneğin bu,” diye onun sözünü kesti. “İşte bu, su gibi renksiz, hemen hemen hiç tatsız, kahve, süt, şarap veya diğer herhangi bir içkinin içine karıştırıldığında sezilmeyecek bir sıvı. Üstelik bilinen hiçbir otopsi metoduyla da anlaşılamaz.”

       “ Yani zehir mi demek istiyorsunuz ?” diye dehşetle bağırdı Alan. Yaşlı adam kayıtsızca,

       “ Sen istersen halı temizleme ilacı de!” diye yanıt verdi. “Belki halı da temizler. Ben hiç denemedim. Ama bir başkası yaşam temizleme ilacı diyebilir buna. Ara sıra yaşamlar da temizlenmek ister.” Alan,

       “ Benim istediğim bu çeşit bir şey değil.”dedi.

       “ Belki isabet ediyorsun ,”dedi yaşlı adam. “ Bunun fiyatını biliyor mu sun? Bir çay kaşığı dolusunu – ki yeterlidir – beş bin dolara satarım. Bir kuruş aşağısına değil.”

       “ Umarım ilaçlarınızın hepsi bu kadar pahalı değildir.”dedi Alan, endişeyle.

       “ O! Hayır, örneğin, bir aşk iksiri için böyle bir fiyat istemenin hiçbir yararı olmazdı. Aşk iksirine gereksinimi olan gençlerde bu para pek ender bulunur. Zaten beş bin doları olanın da aşk iksirine gereksinimi yoktur.”

       “ Bunu duyduğuma sevindim.”

Yaşlı adam,
       “ Ben soruna şu yönden bakarım.”dedi. “ Bir alıcıyı bir kez hoşnut et, başka bir şeye gereksinimi olunca o, yine gelecektir. Hatta fiyatı daha pahalı olsa bile. Gerekliyse bunun için para bile biriktirecektir.”

       “ Öyleyse, siz gerçekte aşk iksiri de satıyorsunuz.” dedi Alan soran bir sesle.

       “ Eğer satmasaydım,” dedi yaşlı adam, bir başka şişeye uzanarak, “size diğer ilaçtan söz etmezdim. Onu sadece birisi zorunlu durumda kaldığı zaman veririm. O birisi de böyle bir sırrı ancak o zaman saklayabilir.”

       “ Peki ya bu iksirler, bunlar yalnızca... Yalnızca bir kez...”

       “ O! Hayır, onların etkisi devamlıdır ve bu etkiler günlük işlevin çok daha ötesine uzanır. Kuşkusuz ilk kez için de geçerlidir. Cömertçe, ısrarla ve bitmez tükenmez bir istekle...”

       “ Hayret!”dedi Alan, bilimsel bir tarafsızlıkla konuşuyormuşçasına. “Amma ilginç!”

       “ Doğal olarak, psikolojik yönünü de düşünün.”

       “ Elbette, onu da düşünüyorum.”

       “ Kayıtsızlık yerine düşkünlük, hor görü yerine hayranlık getirir.” dedi yaşlı adam, “Genç bayana bundan küçük bir ölçü ver,- tadı zaten portakal suyu, çorba veya kokteyllerde anlaşılmaz – göreceksin tamamen değişecektir. Sizinle yalnız kalmaktan başka hiçbir şey istemeyecektir.”

       “ İnanamıyorum, partilere öylesine düşkündür ki ...”

       “Artık onlara düşkünlüğü kalmayacak, senin tanışabileceğin güzel kızlardan çekineceği için.”

       “ Yani,” diye bağırdı Alan sevinç çılgınlığıyla, “beni kıskanacak mı?”

       “ Evet senin her şeyin olmak isteyecek.”

       “ Şimdi de öyle, fakat aldırdığı bile yok.”

       “ Bunu içince aldıracak. Hem de büyük bir ilgiyle. Sen onun hayatta tek ilgisi olacaksın.”

       “Şahane !”

       “ Bütün yaptıklarını öğrenmek isteyecek,” diye devam etti yaşlı adam. “Gün boyu başından geçenlerin hepsini. Her sözcüğünü. Ne düşündüğünü, niçin birden bire gülümsediğini, niçin üzgün göründüğünü hep bilmek isteyecek.”

       “ İşte aşk bu !” diye haykırdı Alan.

       “ Evet, nasıl titizlikle bakacak sana bilsen! Hiçbir zaman yorulmana, cereya oturmana veya yemeğini ihmal etmene izin vermeyecek. Bir saat geciksen dehşete kapılacak. Ya öldüğünü veya fettan bir kadının seni baştan çıkardığını düşünecek.”

       “ Diana’yı bu şekilde hayal edemiyorum,” diye inledi Alan, zevkten coşmuş halde.

       “ Hayal gücünü kullanmak zorunda olmayacaksın,” dedi yaşlı adam, “ ve mademki fettan kadınlar daima vardır, eğer biraz kusurlu olursan endişelenmene de gerek yok. Sonunda seni bağışlayacaktır. Kuşkusuz son derece incinecek, kırılacak, fakat sonunda seni bağışlayacak.”

       “ Böyle bir şey yapmayacağım” dedi Alan hiddetle.

       “ Elbette, fakat eğer yaparsan, üzülmene gerek yok. Senden asla boşanmayacak. Hayır, hayır! Ve kuşkusuz kendisi asla bir huzursuzluğa olanak yaratmayacak.”

       “ Peki, kaça bu şahane ilaç ?”

       “ Halı temizleyici veya başkalarının dediği gibi hayat temizleyici ilaçlar kadar pahalı değil. Hayır. O beş bin dolar. Bir kuruş aşağı olmaz. Kişinin böyle bir ödeme yapabilmesi için senden daha yaşlı olması gerek. Çünkü kişinin para biriktirmesi gerek.”

       “ Peki, ama bu kaça ?” diye ısrar etti Alan.

       “ Ha! Bu mu?” dedi yaşlı adam, mutfak masasının çekmecesini açıp, küçük kirli görünüşlü bir şişe çıkarırken, “Bu yalnızca bir dolar.”

       “ Size ne denli teşekkür borçlu olduğumu anlatamam.”dedi Alan, adamın onu dolduruşunu izlerken.

       “ İyilik yapmasını severim. Sonra alıcılar daha ileride yine gelirler. Hem o yaşta para durumları da daha iyidir ve daha pahalı şeyler isterler. İşte, sizinki de hazır. Çok etkili bulacaksınız.”

       “ Bir kez daha teşekkür ederim,” dedi Alan, “ Hoşça kalın !”

       “ Tekrar görüşünceye kadar, güle güle!



Gönderen: admin       Puan: 0       Toplam 665 defa okundu  
   Tavsiye et
   Kaydet
   Yazdır
   Yorum ekle
Puan ver 
 
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
 Cevaplar
 Toplam 0 yorum yapıldı  
Yorum Ekle


 Yorum yazmak için, Üye olmak gerekir


Arama motoru
 
Son Eklenen
Cam Tavan
George Carlin
Tuzak
İyi Ve Kötü
Kral Ve Dört Karısı
Popüler
Tuzak
Cam Tavan
Kral Ve Dört Karısı
İyi Ve Kötü
George Carlin